6 Kasım 2013 Çarşamba

Bir dergi okuru... #Gündökümü


Böyle geceleri seviyorum. Yapılan plana uyulmuş, çalışılması gereken konular çalışılmış...Okurken, metinle arama girebilecek hiçbir sorumluluk, düşünce kırıntısı aklımda kalmamış, dikkat dağıtıcı unsurlar minimum seviyeye inmiş. Sokak sessiz. Okumaların en güzeli böylesi...Kitap-lık dergisini seçtim böyle bi gece için. Sayı 112 yıl 2008. Ben 16 yaşındayken yayınlanmış. Sahaf festivalinden almıştım "Eleştirinin neresindeyiz?" başlığına vurulup. İlk sahibi kimdi acaba merak konusu...cümlelerin altını çizmeyi sevmiyormuş belli ki ama katladığı sayfa kenarlarından baya meraklı bir okur olduğu belli.



3 Kasım 2013 Pazar

Aydökümü #Ekim 2013


Kitapçı Dergisi'nin Kasım sayısında yayınlanmak üzere ilk kadın romancılar hakkında bir makale yazdım bu nedenle de bu ay okuduğum kitaplar da çoğunlukla o doğrultudaydı :)




Fatma Aliye Hanım / Muhadarat



Zafer Hanım / Aşk-ı Vatan 

Ahmet Mithat Efendi / Fatma Aliye: Bir Osmanlı Kadın Yazarın Doğuşu





1 Kasım 2013 Cuma

Günün Albümü #1



Hoşgeldin Kasım! Çok severim seni ben. Günün albümü, günün müziği gibi seriler yapmaya karar verdim. Başlangıcı Beethoven Piano Concerto no:5 albümüyle yapıyorum, özellikle ders çalışırken dinliyorum konsantrasyona pozitif etkisi olduğunu düşünüyorum. Daha fazlası için; Kitap okurken dinlenecek müzikler listeme bakabilirsiniz :)

Posted via Blogaway

31 Ekim 2013 Perşembe

Tezer Özlü'den Leylâ Erbil'e Mektuplar


Ahh benim bu mektup sevdam ahh...Ekim ayım Leylâ Erbil'le geçti desem yeridir. Leylim Leylim'den sonra güzel bir seçim oldu kanımca. Yine Leylâ Erbil olasım geldi, Tezer'in en yakın dostu olmak onunla mektuplaşmak şahane olurdu doğrusu.

Tezer'e dair okumadığım tek bi kitap kalmasın istiyorum. Sahaf festivalinde de aradığım yegane kitaptı ama bulamadım maalesef. Birkaç gün sonra da tesadüf eseri gelen kutuma düştü pdfi bir dost tarafından. 


"Din kökenli ilkellik, resmi ideolojinin sarmalında özgür aklı boğmuştur bu ülkede."

"Buyurgan, yasakçı, ataerkil toplumun yatıştırmak bilmez gizli şiddeti, sadece on yılda bir sıkıyönetim dönemlerinde değil, sivil yönetimlerde de insan ilişkilerinin tüm alanlarını toplamış yurttaşların tümünü hasta etmiş, cehenneme çevirmiştir."