İletişim Yayınları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
İletişim Yayınları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Mart 2015 Pazar

Wilhelm Schmid "Mutsuz Olmak"


Wilhelm Schmid ve kitapları hakkındaki bilgilere buradan ulaşabilirsiniz.

İyi Hissetmek'ten sonra Mutsuz Olmak :) Aynı konuyu böyle tezat bir şekilde işleyen iki farklı kitabı peş peşe okumam tamamen hoş bir tesadüften ibaret.


Eserde Schmid, "Peki ama ya mutluluğun kendisi ödev haline geldiyse? Mutluluk normatif bir anlam kazanmış bulunuyor, yeni bir norm nakşediyor insanın alnına: Mutlu olmak zorundasın, yoksa hayatın yaşamaya değmez. Mutsuz insan, kendini suçlamaya başlıyor, mutlu hayatın icaplarıyla başa çıkamadığına göre kendinde bir eksik buluyor. Belli ki başarısız olmuş. Başka herkes başarmış görünüyor, en azından bu izlenimi uyandırmak için sıkı çaba sarf ediyor. Kıskançlık mutsuzun ruhunu kemiriyor: Dünya çapında yapılan mutluluk araştırmalarına bakılırsa, bu gezegeni dolduran bütün o mutlu insanlarla bir irtibat kurabilmek mümkün olmayacak asla." diyor. Yaşamımızı "mutluluk diktatörlüğü" tehdidi altında, mutsuz olabileceğimiz bir alan bulamayarak geçirdiğimizden bahsedip ekliyor; "Mutluluk önemlidir ama anlam daha önemlidir." 

"Bir Yüreklendirme" alt başlığıyla yayınlanan eserde Schmid, okurlara hayatı iniş ve çıkışlarıyla kabullenip bütün olana ve yaşamın anlamına odaklanılması konusunda yüreklendiriyor.

8 Aralık 2014 Pazartesi

Sevgi Soysal "Tante Rosa"

"Tante Rosa, Sevgi Soysal ile ilk kez buluşacak okura, onu tanımak için en doğru kitap olabilir." 
"Sevgi Soysal'ın Tante Rosa'sı Türkiye için erken öten bir horozdur."
(Funda Soysal) 




"Savaş eksilmiyordu, önce babalar eksildi, sonra ağabeyler eksildi, savaş eksilmedi."

7 Kasım 2014 Cuma

Gündüz Vassaf "Cehenneme Övgü"


Uzuuuun çok uzun bir zamandır bu kadar keyifle bu kadar "işte bu!" dediğim bir kitap okumamıştım. Bu beni üzüyordu. Cehenneme Övgü bu tatminsizliğimi yok etti. Büyük bir mutlulukla ve altını çize çize okudum. Hatta bütün kitabın altını çizmek istediğimi itiraf etmeliyim :)


Peki bu kitap ne anlatıyor?
Alt başlığı "Gündelik hayatta totalitarizm"
Nedir peki bu totalitarizm?

Wikipedi şöyle bir tanımlama getirmiş; "Tüm yetkilerin merkezîleştirildiği, devlete mutlak itaat beklenen, diktatörlükvari yönetim. Totalitarizmde bireysel özgürlüklere izin verilmez ve bireyin yaşamının tüm alanları devlet kontrolüne bırakılır."

Gündelik hayatımızın ne kadar da büyük bir kısmını totaliterliğin etkisi altında yaşadığımızı görmek istiyorsanız ve sistemi biraz da olsa sorguluyorsanız, hiç durmayın gidip alın bu kitabı! Ve tabi Cennetin Dibini de unutmayın :)


***
"Öylesine özgür değiliz ki, özgürlüğümüzde bile başkaları tarafından doğrulanmak isteriz."

"Delilik, günümüzün gelişen totaliter devletinin bir parçası. Neyin delilik sayılacağını, devlet tarafından tedavi ruhsatı verilen resmi şifacılar, psikiyatristler belirliyor. Deliler, deliliklerinin özgürlüğünü yitiriyor."

"Psikiyatri bir baskı aracıdır."

"Akıl hastanelerindeki delilerin özgürlüğü ve kamusal hakları uğruna pek kimse eyleme geçmez. Oysa, tüm ezilenlerin içinde, kendi davalarını kamuoyuna yansıtamayan, yansıtmalarına izin verilmeyen, bu özgürlüğe sahip olmayan bir tek onlar var. Onların yakınmaları olsa olsa bir başka psikiyatrist tarafından ele alınır ve karara bağlanır. Basın toplantıları, protesto gösterileri düzenleyemezler; oy hakları bulunmadığı gibi, özel mülkiyetlerini bile diledikleri gibi kullanamazlar."

"Yüzyılımızın klasik ev/apartman birimi çeşitli bölümlere ayrılmıştır. Her alan, bedenin belirli bir fonksiyonuna göre ayarlanmıştır. Böylece, oturmak için bir oturma odası, yemek içim yemek odası, uyumak için yatak odası, yıkanmak ve bağırsakları boşaltmak için banyo, yemek pişirmek için de bir mutfak vardır."
 
"Bizler, içinde  yaşadığımız yüzyılda, apartman kışlalarında oturan siviller haline geldik."

"Doğum kontrolü var ama ölüm kontrolü yok."

"Odalar, sadece içlerinde ne yapacağımızı belirlemekle kalmaz, aynı zamanda, hem hislerimizi hem de başkalarıyla olan ilişkilerimizi etkilerler. Gün ortasında çalışma odasında oturuyorsanız ya düşündüğünüz ya da felsefe yaptığınız kabul edilecektir. Oysa, aynı şeyi yatak odasında yapmanız istirahate çekildiğiniz ya da düpedüz tembellik ettiğiniz anlamına gelebilecektir."

"Biraz bireysellik, benzersizlik gösterenlere tahammül edemeyiz."

"Taraf seçmemek kurulu düzenin meşruiyetine meydan okumaktır."

8 Kasım 2013 Cuma

Kitap bir limandı benim için... #Gündökümü


"Kitap bir limandı benim için. Kitaplarda yaşadım. Ve kitaptaki insanları sokaktakilerden daha çok sevdim. Kitap benim has bahçemdi. Hayat yolculuğumun sınır taşları kitaplardı."
Cemil Meriç

3 Aralık 2012 Pazartesi

Orhan Pamuk - Masumiyet Müzesi (The Museum of Innocence)


Masumiyet Müzesi, Orhan Pamuk’un hem yazdığı bir roman hem de yaptığı bir müzedir. Pamuk 1990’lardan itibaren romanı ve müzeyi baştan beri birlikte düşündü. 1974 ile 2000’lerin başı arasında geçen aşk romanı, biri zengin diğeri orta halli iki aile üzerinden geçmişe dönüşler ve hatıralarla birlikte 1950-2000 arası İstanbul hayatını anlatıyor. Müzede ise romanda anlatılan kahramanların kullandığı, giydiği, işittiği, gördüğü, biriktirdiği, hayal ettiği şeyler dikkatle düzenlenmiş kutu ve vitrinlerde sergileniyor. Müzeden zevk almak için romanı okumaya gerek yok. Tıpkı romandan zevk almak için müzeyi gezmeye gerek olmadığı gibi. Ama romanı okuyanlar, müzenin çeşit çeşit anlamını daha iyi kavrayacakları gibi, müzeyi gezenler de, romanı okurken fark etmedikleri pek çok şeyi görecekler. Roman 2008 yılında yayımlandı, müze ise 28 Nisan 2012 tarihinde açıldı. 


Masumiyet Müzesi ile ilgili blogda yazmamak konusunda kararlıydım ama dayanamadım. Yazmak istememe nedenim hislerimi ve duygularımı anlatmaya çalışmamın nafile bir çaba olacağını bildiğim içindi. Hayatımı masumiyet müzesinden öncesi ve sonrası diye ayırabilecek kadar etkilediğimi söyleyip susmak istiyorum. 


Eğer merak ediyorsanız bir an önce okuyun, bitirdikten sonra da çok vakit kaybetmeden müzeyi ziyaret edin.Kitabın kalınlığı sadece bir ilizyon, sayfalar o kadar hızlı ve seri ilerliyor ki kitaptan kopmak pek mümkün olmuyor.


Kitabın içerisinde bir giriş için geçerli olan bilet kısmı bulunuyor, girişte özel bir mühürle damgalanıyor.


Ayrıca müzenin içerisinde yer alan Masumiyet Mağazası'nda müze koleksiyonundan seçilmiş imajların yer aldığı afiş ve kartpostalların yanı sıra Şeylerin Masumiyeti adlı müze kataloğu ve farklı dillerde Orhan Pamuk romanları satılmaktadır. Mağazada kupa, buzdolabı mıknatısı, defter ve kalem gibi diğer hediyelik eşyalarda bulunmaktadır.


Masumiyet Müzesine Nasıl Gidilir ?


Masumiyet Müzesi İstanbul'da, Çukurcuma'da İstiklal Caddesi ile Tophane arasındadır.

Yürüyüş mesafesi olarak; Taksimden 12, Galatasaray'dan 8, Tophane'den 8, İstanbul Modern'den 10, Cihangir'den 10 dakika uzaklıktadır.

Tramvayla gelecek olanların Tophane durağında inip sekiz dakika yürümeleri gerekir.

Ziyaret Gün ve Saatleri: 
Salı, Çarşamba, Perşembe, Cumartesi ve Pazar:10.00-18.00, Cuma:10.00 - 21.00
Müze Pazartesi günleri kapalıdır, içeride fotoğraf çekmek yasaktır.

Yalnız başına gitmeniz yerine özel bir insanla gitmeniz önerimdir :)


Kaynak:
http://www.masumiyetmuzesi.org
http://masumiyetmuzesi-org.tumblr.com/