Tatil Kitaplarım etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Tatil Kitaplarım etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

29 Eylül 2014 Pazartesi

Yazdan kalma satırlar



Merhaba!
Uzuuun çok uzun bir zaman sonra bir şeyler yazacak olmak güzel :)
Yaz boyunca Kastamonu'daydım. Çocukluğumdan beri bu kadar uzun kalmamıştım, keyifliydi. 



Yoğun bir yazdı, yalnız kalabildiğim zaman dilimlerinde kitaplara gömüldüm ama çok verimli bir okuma performansı gösterdiğimi düşünmüyorum. Buna da şükür yine de :) 


Nook varken kitap taşımam diye düşünüyordum ama yine kendime engel olamadım :)


Ve tabi ayrılamadığım kıymetli defter ve kitap ayraçlarım da benimleydi :)


Yolda Kinyas ve Kayra'ya başladım ama benim için tam bir fiyaskoydu. Ya kitabın gerektirdiği ruh hali içinde olmadığım için ya da bana hitap eden bir tarz ve konuya sahip olmadığı için.Neden bilmiyorum ama kitabın içine giremedim, odaklanıp özümseyemedim. Birkaç hafta elimden bırakmayıp bitirmek için savaş verdiysem de muvaffak olamadım. Daha sonra tekrar okuma fikriyle kaldırdım, bir şans daha vereceğim sanırım :)


Yeryüzü Ayetleri ise ayrı bir yazı konusu olacak. Tatil boyunca okuduğum en güzel kitaplar sıralamasında ilk sırayı zorlar:)


 Böylesine zıt iki kavram...Bu kitapla ilgili söyleyecek çok sözüm var ama şimdilik susuyorum :)


Ve elimden bırakamadığım bir diğer kitap! Neden bu zamana dek Semih Gümüş okumadım diye hayıflandım doğrusu.


Hasan Ali Toptaş, Bin Hüzünlü Haz. 
Uykuların Doğusu'nu okumak için sabırsızlandığıma göre Hasan Ali Toptaş okumaya doğru kitaptan başladım demektir :)


Aynı anda birden fazla kitap okumayı seven sıkılgan ruhum devreye girdiğinde de entelektüelin kutsal kitabını okudum :)


Bir önceki yaz okuduğum kitaplar için; Şehr-i Firar Okumaları 2013

Peki ya sizin yazınız nasıl geçti? Neler okudunuz?

Sevgiyle kalın! :)

17 Kasım 2013 Pazar

Şehr-i Firar Okumaları; Peride Celal "Mektup"


Bu yaz okuduğum en güzel öykü kitabıydı diyebilirim. Peride Celal'in ölümünden bir iki gün önce almıştım bu kitabı. Çok doğal, sade ve yorucu olmayan dört öyküden oluşuyor Mektup. En çok aklımda kalan öykü Böcek oldu.











14 Kasım 2013 Perşembe

Şehr-i Firar Okumaları; Demir Özlü "Önünde Boş Bir Uzam"


Tezer Özlü'nün abisi olduğu için mi pozitif bir önyargıyla yaklaştım Demir Özlü'ye, o nedenle mi Tezer'in satırlarına bu denli benzettim bilmiyorum. Ama bi Yaşamın Ucuna Yolculuk havası var bu kitapta o kesin. Belki de Anlatı türünde olmasındandır. Bilemedim.






10 Kasım 2013 Pazar

Şehr-i Firar Okumaları; Alev Alatlı "İşkenceci"


Tavsiye kitap okumayı çok sevmem. Bir şekilde ilgimi çekene kadar o kitabı okumam, kendi kitaplarım arasında bazen üvey evlat gibi durduğu bile olur. İşkenceci de bir tavsiye kitaptı birkaç ay okumadım sonra içimi bir merak sardı ve okudum, sadece birkaç saat içinde de bitirdim. Okuyuşumun Üzerinden aylar geçti rafta her görüşümde ne kitaptı! diyorum.









4 Eylül 2013 Çarşamba

Kitaplıkta okunmayan kitap kalmayana dek... :)

Haziran ayında bir karar vermiştim, tüm yaz kitap almayıp kitaplığımdaki kitapları eritecektim! :) bu benim için zorlu bir karardı, kimi günler vazgeçer gibi olsam da yılmadım ve bütün yazımı kitaplığımdaki okumadığım kitapları bitirmeye adadım :) Tatile giderken götürdüğüm kitaplar bunlar; bavulumun her yerinden fışkırıyorlardı adeta :)



Ve hedefime ulaştım sayılır :) geriye içlerinden 2-3 kitap kaldı okunacak :) Tabi kitaplığımda hâlâ, beni okumuyor musun hilaaal :( diye gözümün içine bakan kitaplar var... Onlar da bittikten sonra kışın okuyacağım kitapların listesi elimde koşturucam Bakırköy'e :) Dün biraz bozdum ama kitap almama orucumu.


Kitapçıya gidince dayanamayıp bu ikisini aldım hemen. İkisi de tesadüf eseri Metis'ten. Nurdan Gürbilek'in kitaplarını yayınlamasıyla gönlümde ayrı bir yeri var Metis'in :) sosyoloji, kültür incelemeleri, dil ve edebiyat eleştirileri konularında Metis gibisi yok zaten :) Oruç Aruoba uzun zamandır ilgimi çeken bir yazardı, kitabın içine biraz göz atınca işte bu! Okumalıyım dedim. İlerleyen günlerde ayrıntılı yazacağım Aruoba'yla ilgili.


Siz hangi Oruç Aruoba kitaplarını okudunuz? 

24 Ağustos 2013 Cumartesi

Şehr-i Firar Okumaları; Turgut Uyar "Göğe Bakma Durağı"

Senin bu ellerinde ne var bilmiyorum göğe bakalım
tuttukça güçleniyorum kalabalık oluyorum
bu senin eski zaman gözlerin yalnız gibi ağaçlar gibi
sularım ısınsın diye bakıyorum ısınıyor
seni aldım bu sunturlu yere getirdim
sayısız penceren vardı bir bir kapattım
bana dönesin diye bir bir kapattım
şimdi otobüs gelir biner gideriz
dönmeyeceğimiz bir yer beğen başka türlüsü güç
bir ellerin, bir ellerim belleyelim yetsin
seni aldım bana ayırdım durma kendini hatırlat
durma kendini hatırlat
durma göğe bakalım 

Çocukluğumdan beri yıldızlardan, aydan, güneşten apayrı bir sempatim olmuştur bulutlara. Beyaz pamuğumsu görünümleriyle aldıkları türlü şekillere anlamlar yüklemek, hayaller kurmak büyük eğlencemdir :) İstanbul'da soğuk beton yığınlarının arasından göğe bakmak, şehrin griliği her yanınızı kuşatmışken o manaya ulaşmak çok kolay olmuyor. Bir aydır Kastamonu'dayım, burada yemyeşil doğanın içinde bulutlara bakmak, Turgut Uyar okumak, bulutlara anlamlar yüklemek, hayaller kurmak, dalıp gitmek ve fotoğraflamak daha anlamlı daha özel. Daha dinlendirici kesinlikle. Böyle anlardan birinde fotoğrafladım bu kareleri. 

Turgut Uyar hakkında bu şiir kitabı hakkında bir şeyler yazasım yok. Anlatmaya çalışarak büyüsünü bozmak istemiyorum. Şiir kitapları üzerine bir şeyler yazılmamalı belki de. Anlatmaya çalışmamalı hiç. "Göğe Bakma Durağı" kendisini öyle güzel anlatıyor ki. İsminde bile kendisine kendisine çeken bir huzur yok mu? Bazen yalnızca okumak yalnızca göğe bakmak iyi gelir. Durma göğe bakalım. 

Dünyada cenneti yaşatan göğe bakma durağınızı bulmanız dileğiyle.

Yapı Kredi Yayınlarına Not: Kitabın rengi su yeşilinden ziyade gök mavisi olmalıymış kanımca.








23 Ağustos 2013 Cuma

Şehr-i Firar Okumaları; Hilmi Yavuz "Hüzün ve Ben"


Bu yazıyı -çılgın kalabalıktan uzakta- yazıyorum. Nereye gözümü çevirsem ya yeşilin bir tonuna ya da karadenizin masmavi denizine rastlıyorum. Çılgın kalabalığa hiç mi hiç dönesim yok. Televizyon izlemiyorum, gazete okumuyorum dünyanın hiçbir derdine ilişmiyorum. (Cehalet mutluluktur'u yaşıyorum) Tomris Uyar'ın tabiriyle tepkisizlerdenim bir süre. Sanırım her şeyi bilmeye çalışmakta farketmeden yoruyor insanı.


Şu sıra sadece okuyorum. Kitaplığımdaki vakit ayıramadığım hazinelerimle tanışıyorum. Bu dönemde okuduğum kitaplardan birisi de "Hüzün ve Ben".  İlk çıktığı günlerde (nisan ayında) inkılap kitabevinden almıştım ve bir türlü okuma fırsatı bulamamıştım. İyi ki de o fırsatı bulamamışım. Çılgın kalabalığın ortasında okusaydım bu etkiyi yaşar mıydım muamma.  İçsel olarak gündemimde olan düşüncelerimde olan konuların, başladığım kitapta tesadüf olarak karşıma çıkması durumunu çok severim.Bence bir kitabı sevmemizdeki en büyük sebep o an o kitabın konusunun duygusunda, düşüncesinde olabilmemizde saklı. 

Kitabı genel itibariyle sevmiş olsam da sıkıldığım kısımları da oldu. Özellikle yazarın kendi hayatında önemi olan, anılarının bulunduğu şehir ve ilçeleri anlattığı "ah bellek acı bellek" bölümünü çok özümseyip hissedemedim. En çok "hüzün ki en çok yakışandır bize" bölümünü sevdim. O kadar çok cümlenin altını çizdim ki.


 Zaman gazetesinin kitap ekinde de tesadüf eseri bu yazıya rastladım. Ali Çolak yazmış. 

Aklınızın bir köşesinde olsun Hüzün ve Ben. Olur ya sonbaharın gelmek üzere olduğu bugünlerde, bir kitap ararsanız firar ettirecek hüznünüze.