9 Nisan 2012 Pazartesi

Oğuz Atay'ın Dişisi: "Tezer Özlü" ve Yaşamın Ucuna Yolculuk Kitabı



Tezer Özlü (1943 – 1986), yaşarken yayımladığı üç farklı kitabıyla edebiyatımızın çok erken yaşta yitirdiği en özgün kalemlerden biri oldu.

Özlü, hayranlık duyduğu üç yazarın (Svevo, Kafka ve Pavase) izlerini kitaplarına da yansıtmıştır.

YKY kendisini şöyle tanımlamış;
Tezer Özlü, bir başka kutupta kendisiyle aynı yazgıyı paylaşan Oğuz Atay gibi, beklenmedik bir anda edebiyatımızdan demir aldı. Yazar ile sahici efsanesini birleştiren bu anlatı, hem yoğun bir vasiyetname niteliği taşıyor, hem de hayata ender görülen acılıkta bir perspektiften tanıklık ediyor.


Yaşamın Ucuna Yolculuk, Tezer Özlü' nün sarsıcı yalnızlığını, Cesare Pavase' den alıntılarla harmanlandığı can yakıcı bir  kitap. 

Bu kitabın kapağı bu fotoğraf olamaz dedim her elime aldığımda. Gülümseyen yüzüyle çok tezat içeriği çünkü. 

İncecik ne de olsa bir kaç günde okurum mantığıyla yaklaşılamayacak kadar derinliklerle dolu. Bitmemesi için yavaş yavaş, sindire sindire okudum. Her sayfası her cümlesi düşüncelere daldıran, coşkun ruh halindeyseniz durulmanıza sebep olabilecek kadar gerçekleri deşen cümleler var içinde.

Bu kitabın üzerimde bu kadar etki bırakmasının nedeni kendimi onunla çok fazla özdeşleştirmemden kaynaklı, bazı satırları okuyorken sanki kendi yazdığım bir günlüğü okuyor gibi hissedecek kadar yakın duyguları yaşamışız, bütün kitaplarını edinmek onun yazdığı her satıra ulaşmak istiyorum.


Üzerimde etki bırakan cümlelerse şunlar oldu ;

-Yaşamım boyunca içimi kemirttiniz. Evlerinizle, okullarınızla, iş yerlerinizle. Özel ya da resmi kuruluşlarınızla içimi kemirttiniz. Ölmek istedim, dirilttiniz. Yazı yazmak istedim, aç kalırsın dediniz. Aç kalmayı denedim, serum verdiniz. Delirdim, kafama elektrik verdiniz. Hiç aile olunmayacak bir insanla bir araya geldim, gene aile olduk. Ben bütün bunların dışındayım. Şimdi tek konuğu olduğum bu otelden ayrılırken, hangi otobüs ya da tren istasyonuna, hangi havaalanı ya da hangi limana doğru gideceğimi bilmediğim bu sabahta; iyi, başarılı, düzenli bir insandan başka her şey olduğumu duyuyorum.


- İnsan yirmi yaşında ya toplumun akılla bağdaşmayan düzenine girer, ya da var olur. Uyum istemiyor, var olmak istiyor. Gidiyor. Sınırlarını zorluyor. Bende gidiyorum! Henüz uyum duyacağım hiç bir şeyle karşılaşmadım. 

- Karşına çıkan kişiler, her kimse. Doğru kişilerdir, bunun anlamı şudur: hayatımızda kimse tesadüfen karşımıza çıkmaz. Karşımıza çıkan, etrafımızda olan herkesin bir nedeni vardır. Ya bizi bir yere götürürler, ya da bize bir şey öğretirler.

- Tek günah insanın kendi kendinin yaptığını kavrayamamasıdır.

- Her düşünce; her konuşma kendi kendine olmak demek, bir şeyi bir insanla bölüşmek; gene kendi kendinle bölüşmek. Bir insanla sevişmek, gene kendi kendinle sevişmek demektir. Biriyle birlikte olmak yalnız olmak demektir. Bunu çıkartma aklından.

- Her sevginin başlangıcı ve süreci, o sevginin bitişinin getireceği boşluk ve yalnızlık ile dolu.

- Belki kendilerine yaşamı kanıtlamaya çalışmayan insanlar, sevgileri de derinliğine duymadan, acıya dönüştürmeden yaşayıp gidiyorlar.

- Her anı ölüdür, şimdi sende bir anısın. Sen de ölüsün.

- İnsan sevgiye biri yanımızda olmadığından acı çekene dek dayanır; oysa gerçek yalnızlık dayanılmaz bir hücredir.

- Başıma buyrukluğuma hayranım, yalnız kendi doluluğumun boşluğu.















Hiç yorum yok: