18 Ekim 2013 Cuma

7. Beyoğlu Sahaf Festivali


Sahaf festivaline ilk günlerinde gitmediğim için çok pişmanım aradığım bi çok kitabı bulamasam da havadaki kokuyu solumak için bile gidilmeli :) cumartesi son gün...

6 Eylül 2013 Cuma

Kahve Dünyası'ndaki Can Yayınları köşesi :)


Kahve Dünyası'nı diğer kahvecilerden hep daha bi çok sevmişimdir. Eskiden okul çıkışlarında yolumun üzerinde olduğu için sık sık giderdim, ikinci evim gibi olmuştu bir ara. Dün kuzenimle gidelim dedik ve bu güzel manzarayla karşılaştık.

Ama ticari bir havası yok değil, hatta keşke kitapları yalnızca mağazanın belli bir bölümüne dizmek ve insanların aynı d&r gibi gelip almasını beklemek yerine o kitaplarla ilgili kampanyalar düzenlense. Genç Turkcell üyelerine yıl içinde bir çok kampanya düzenliyorlar, bir kahve alana bir kahve bedava gibi. Bunun yerine bir kahve alana bir kitap hediye etseler daha samimi olmaz mı? Tabi amaç kitap okumayı özendirmekse ticari kaygılar yoksa işin içinde -ki vardır eminim-. 

Belki Kahve Dünyası yönetiminden birileri bu yazımı okur ve bu kitap-kahve konseptini daha farklı bir kampanyayla daha hoş ve kitap okumayı daha özendirecek bir hale getirirler :)

4 Eylül 2013 Çarşamba

Kitaplıkta okunmayan kitap kalmayana dek... :)

Haziran ayında bir karar vermiştim, tüm yaz kitap almayıp kitaplığımdaki kitapları eritecektim! :) bu benim için zorlu bir karardı, kimi günler vazgeçer gibi olsam da yılmadım ve bütün yazımı kitaplığımdaki okumadığım kitapları bitirmeye adadım :) Tatile giderken götürdüğüm kitaplar bunlar; bavulumun her yerinden fışkırıyorlardı adeta :)



Ve hedefime ulaştım sayılır :) geriye içlerinden 2-3 kitap kaldı okunacak :) Tabi kitaplığımda hâlâ, beni okumuyor musun hilaaal :( diye gözümün içine bakan kitaplar var... Onlar da bittikten sonra kışın okuyacağım kitapların listesi elimde koşturucam Bakırköy'e :) Dün biraz bozdum ama kitap almama orucumu.


Kitapçıya gidince dayanamayıp bu ikisini aldım hemen. İkisi de tesadüf eseri Metis'ten. Nurdan Gürbilek'in kitaplarını yayınlamasıyla gönlümde ayrı bir yeri var Metis'in :) sosyoloji, kültür incelemeleri, dil ve edebiyat eleştirileri konularında Metis gibisi yok zaten :) Oruç Aruoba uzun zamandır ilgimi çeken bir yazardı, kitabın içine biraz göz atınca işte bu! Okumalıyım dedim. İlerleyen günlerde ayrıntılı yazacağım Aruoba'yla ilgili.


Siz hangi Oruç Aruoba kitaplarını okudunuz? 

1 Eylül 2013 Pazar

Ben yağmura deli, buluta deli..


Gün bu yediveren umuda karşılık gelmiyor,
Bir yerlerde bir ağustos kalmış olmalı
(Gülten Akın)

Kendimi bildim bileli soğuk ve yağmurlu havalara aşığım. Havada yağmur bulutları olsun şakır şakır yağmur yağsın hafif üşüyeyim bir fincan çay veya kahveyle kitap okuyayım. Bunlar beni dünyanın en mutlu insanı yapmaya yetiyor. Sokakların ıssızlığı, havadaki yağmur kokusu. En bayıldığım şeylerden. Eylül'ün gelmesini bu yüzden büyük bir sevinçle karşılıyorum :)


Yağmurlu havalarda dinlemeyi en sevdiğim...



24 Ağustos 2013 Cumartesi

Şehr-i Firar Okumaları; Turgut Uyar "Göğe Bakma Durağı"

Senin bu ellerinde ne var bilmiyorum göğe bakalım
tuttukça güçleniyorum kalabalık oluyorum
bu senin eski zaman gözlerin yalnız gibi ağaçlar gibi
sularım ısınsın diye bakıyorum ısınıyor
seni aldım bu sunturlu yere getirdim
sayısız penceren vardı bir bir kapattım
bana dönesin diye bir bir kapattım
şimdi otobüs gelir biner gideriz
dönmeyeceğimiz bir yer beğen başka türlüsü güç
bir ellerin, bir ellerim belleyelim yetsin
seni aldım bana ayırdım durma kendini hatırlat
durma kendini hatırlat
durma göğe bakalım 

Çocukluğumdan beri yıldızlardan, aydan, güneşten apayrı bir sempatim olmuştur bulutlara. Beyaz pamuğumsu görünümleriyle aldıkları türlü şekillere anlamlar yüklemek, hayaller kurmak büyük eğlencemdir :) İstanbul'da soğuk beton yığınlarının arasından göğe bakmak, şehrin griliği her yanınızı kuşatmışken o manaya ulaşmak çok kolay olmuyor. Bir aydır Kastamonu'dayım, burada yemyeşil doğanın içinde bulutlara bakmak, Turgut Uyar okumak, bulutlara anlamlar yüklemek, hayaller kurmak, dalıp gitmek ve fotoğraflamak daha anlamlı daha özel. Daha dinlendirici kesinlikle. Böyle anlardan birinde fotoğrafladım bu kareleri. 

Turgut Uyar hakkında bu şiir kitabı hakkında bir şeyler yazasım yok. Anlatmaya çalışarak büyüsünü bozmak istemiyorum. Şiir kitapları üzerine bir şeyler yazılmamalı belki de. Anlatmaya çalışmamalı hiç. "Göğe Bakma Durağı" kendisini öyle güzel anlatıyor ki. İsminde bile kendisine kendisine çeken bir huzur yok mu? Bazen yalnızca okumak yalnızca göğe bakmak iyi gelir. Durma göğe bakalım. 

Dünyada cenneti yaşatan göğe bakma durağınızı bulmanız dileğiyle.

Yapı Kredi Yayınlarına Not: Kitabın rengi su yeşilinden ziyade gök mavisi olmalıymış kanımca.








23 Ağustos 2013 Cuma

Şehr-i Firar Okumaları; Hilmi Yavuz "Hüzün ve Ben"


Bu yazıyı -çılgın kalabalıktan uzakta- yazıyorum. Nereye gözümü çevirsem ya yeşilin bir tonuna ya da karadenizin masmavi denizine rastlıyorum. Çılgın kalabalığa hiç mi hiç dönesim yok. Televizyon izlemiyorum, gazete okumuyorum dünyanın hiçbir derdine ilişmiyorum. (Cehalet mutluluktur'u yaşıyorum) Tomris Uyar'ın tabiriyle tepkisizlerdenim bir süre. Sanırım her şeyi bilmeye çalışmakta farketmeden yoruyor insanı.


Şu sıra sadece okuyorum. Kitaplığımdaki vakit ayıramadığım hazinelerimle tanışıyorum. Bu dönemde okuduğum kitaplardan birisi de "Hüzün ve Ben".  İlk çıktığı günlerde (nisan ayında) inkılap kitabevinden almıştım ve bir türlü okuma fırsatı bulamamıştım. İyi ki de o fırsatı bulamamışım. Çılgın kalabalığın ortasında okusaydım bu etkiyi yaşar mıydım muamma.  İçsel olarak gündemimde olan düşüncelerimde olan konuların, başladığım kitapta tesadüf olarak karşıma çıkması durumunu çok severim.Bence bir kitabı sevmemizdeki en büyük sebep o an o kitabın konusunun duygusunda, düşüncesinde olabilmemizde saklı. 

Kitabı genel itibariyle sevmiş olsam da sıkıldığım kısımları da oldu. Özellikle yazarın kendi hayatında önemi olan, anılarının bulunduğu şehir ve ilçeleri anlattığı "ah bellek acı bellek" bölümünü çok özümseyip hissedemedim. En çok "hüzün ki en çok yakışandır bize" bölümünü sevdim. O kadar çok cümlenin altını çizdim ki.


 Zaman gazetesinin kitap ekinde de tesadüf eseri bu yazıya rastladım. Ali Çolak yazmış. 

Aklınızın bir köşesinde olsun Hüzün ve Ben. Olur ya sonbaharın gelmek üzere olduğu bugünlerde, bir kitap ararsanız firar ettirecek hüznünüze.