"Kitapları seviyor musunuz? O zaman hayatınız boyunca mutlu olacaksınız demektir". J. Clarette
Hayat bazen insana her şeye yeterince ilgi gösterebilme imkanı tanımıyor. Özellikle benim gibi birden fazla şeye bölününce verimi düşen biriyseniz, işler giderek daha da karmaşıklaşabiliyor. Blog güncelleme konusunda oldum olası düzenli bir dikiş tutturamadım. Önceliklerim yüzünden sürekli ikinci ve üçüncü plana atmak mecburiyetinde kalıyorum. Zengin içerikli yazı hazırlamak istediğim için alelacele yazılmış yazılar da beni tatmin etmiyor.
Blog yazmaktaki temel amacım; okuduğum ve fazla etkilendiğim kitapları, gerçek hayatta ulaşabileceğimden daha fazla insana anlatma ihiyacımı doyurmak. Bu beni mutlu ediyor. Deli gibi mutlu ediyor. Özellikle günümün herhangi bir anında bir şekilde bloguma ulaşıp yazdıklarımı okuyup bana Facebook, Twitter, Vikitap veya E-Mail yoluyla ulaşıp olumlu yorumlarda bulunan insanlar arttıkça yaşadığım her anın kıymeti benim için daha da artıyor.
Pollyannacılık yapmak istemiyorum herkesin mutlu olması gerektiğine de inanmıyorum (bazı insanlar acıyı sever).Yalnızca, ben mutluluğun çok büyük şeylerde olduğuna inanmıyorum. Yaşadıkça mutlu olduğum zamanların küçük anlardan oluştuğunu farkediyorum. Bugün hiç aklımda yokken önüme çıkan İş Bankası Yayınları'nı görünce hissettiğim şey gerçek bir mutluluk anıydı. Hiç keşfetmediğim bir yazarın bir kitabından bir satır okuduğumda hissettiğim o mutlu keşif anları...Hayat bu aslında; karmaşıklaşmamış yalın anlar toplamı. Mutlu olmak kolaymış, zor olan mutsuz olmakmış. (Sanırım büyüdüm.)












