Gün bu yediveren umuda karşılık gelmiyor,
Bir yerlerde bir ağustos kalmış olmalı
(Gülten Akın)
Yağmurlu havalarda dinlemeyi en sevdiğim...
Senin bu ellerinde ne var bilmiyorum göğe bakalımtuttukça güçleniyorum kalabalık oluyorumbu senin eski zaman gözlerin yalnız gibi ağaçlar gibisularım ısınsın diye bakıyorum ısınıyorseni aldım bu sunturlu yere getirdimsayısız penceren vardı bir bir kapattımbana dönesin diye bir bir kapattımşimdi otobüs gelir biner giderizdönmeyeceğimiz bir yer beğen başka türlüsü güçbir ellerin, bir ellerim belleyelim yetsinseni aldım bana ayırdım durma kendini hatırlatdurma kendini hatırlatdurma göğe bakalım
"Her çocuk er geç aynı şeyi yaşar: Bir zaman gelir, onun için ev olmaktan çıkar ev. Ne erken çocuklukta olduğu gibi keşfedilecek bir dıştır artık, ne de dış dünyaya karşı sığınılacak bir iç. Tam olarak ne zaman yaşarız bunu: Evin dışarıya karşı bir sığınak olduğu kadar bir engel de olduğunu fark ettiğimiz an mı? Evin geçici, ana babamızın güçsüz, ölümlü olduğunu sezdiğimiz an mı? Yoksa evin bize bir iç dünya bağışlarken aynı zamanda büyük bir iç sıkıntısı da verdiğini, bir iç dünyası olmanın bedelinin bu iç sıkıntısı olduğunu fark ettiğimiz an mı?"
Nurdan Gürbilek kitabın önsözünde şunları söylüyor; Ev Ödevi, beş denemeden oluşuyor. İlk dört denemenin her birinde bir yazar, o yazarın kitapları ele alınıyor. Ama bu yazıları birbirine bağlayan ortak bir tema da var. Hepsi bir biçimde çocuklukla, daha doğrusu çocukluğa geri dönerek anlamlandırabileceğimiz deneyimlerle, çocukluğun ilk sahnesi olan evle, içinde büyünen evlerle ilgili yazılar.Tezer Özlü'nün Çocukluğun Soğuk Geceleri kitabının incelemesinin bulunduğu "Memur Çocukları, Ev Ödevleri, Pazar Öğledensonraları" bölümünü özellikle çok beğendim. Latife Tekin, Bilge Karasu, Oğuz Atay, Tezer Özlü okumadıysanız bile Ev Ödevi'ni hiç zorlanmadan okuyabilirsiniz.